Alper Canıgüz Sözleri

0
1096
Alper Canıgüz Sözleri

SAYFA İÇERİĞİ: Alper Canıgüz Sözleri, Alper Canıgüz Sözleri ve Alıntıları, Alper Canıgüz Sözleri Kısa, Alper Canıgüz Etkileyici Sözleri, Alper Canıgüz Güzel Sözleri, Alper Canıgüz Özlü Sözleri, En Güzel Alper Canıgüz Sözleri, Kısa Alper Canıgüz Sözleri


Sayfamızda Türk yazar Alper Canıgüz sözlerini sizler için bir araya getirmeye çalıştık. Sayfamızda yer alan sözleri sosyal medya hesabınızdan yayımlayabilir mesaj yoluyla sevdiklerinize ulaştırabilirsiniz.


ALPER CANIGÜZ  SÖZLERİ

”Hayat her durumda sonu kötü biten bir hikaye değil midir zaten?”

”En güzel söz, tam zamanda söylenmeyen değil midir?”

”İnsanın, gerçeğine katlanamadığı bir hayata dişiyle tırnağıyla sarılması iğrenç değil de nedir?”

”Ben aşkı hayattan çok ölüme benzetirim. Ve insan bir kere ölür.”

”Sözler, kelime değerlerinin ötesinde anlamlar taşırlar.”

”Siz yapan değil, olan bir insana benziyorsunuz. Ve inanın, bu çok önemli bir niteliktir.”

”İnsan yüreği bir sarkaç gibidir. İstediği noktaya ulaştığı anda tüm hızıyla tam tersi tarafa doğru kaymaya başlar.”

”Öncelikle şunu bilmelisiniz ki, düşleriniz ancak ve ancak onlara inanacak kadar güçlüyseniz gerçekleşir.”

”Descartes’i düşünüyorum gözlerim kapalı / ya ilham geliyor ya inme iniyor.”

”Neticede ahlak, herkese üç aşağı beş yukarı aynı şekilde davranabilmek değil midir?”




”Bazen merak ediyorum, hayatta kaybetmeye mahkum olduklarının farkındalar mı diye.”

”Yakup Abi sen bu arabayı yıkıyorsun ama beş dakika sonra yağmur yağacak yine…”

”Yalan söylemeyi sevmiyor ama Tanrı’ya şükür ki başarıyla gerçekleştirebiliyordum.”

”İnsanlardan insanlar diye söz eden insanlardan oldum olası nefret etmişimdir.”

”Okulda insanın asıl öğrenmesi istenen, anlatılan dersler değil ders anlatılırken susması gerektiğidir.”

”Belki de insan korktuğu için kaçmıyor, kaçtığı için korkuyor” diyen William James değil miydi?”

”Hiçbir şey, hiçbir zaman daha iyiye gitmezdi. Sadece insan için daha rafine sarhoşluk yöntemleri geliştirmek mümkün olabilirdi.”

”Zeki Müren’in Zeki Müren rolünde olduğu filmlerde canlandırdığı karakterlerin gerçek Zeki Müren’le ilgisi ne kadarsa, bu kitapta sözü edilen kişi ve olayların gerçekle ilgisi o kadardır.”

”Derhal harekete geçmek yerine, on beş saat uyumak suretiyle her zaman olduğu gibi gerçeklerden kaçmayı tercih etmiş ve affedilmez bir hata yapmıştım.”

”Ağlamanın bir kadın için her daim ulaşılmaya çalışılır bir ruh durumu olduğuna inancım tamdı. Havaya atılan bir cismin yere düşme eğilimi gibi bir şeydi bu.”

”Haftalarca çılgın gibi Milena’dan mektup gelmesini bekleyen sonra beklediği mektup postadan çıktığında da onu açma işini durmadan geciktiren Kafka gibi duyumsuyordum kendimi.”

”Hiçbir şey, hiçbir zaman daha iyiye gitmezdi. Sadece insan için daha rafine sarhoşluk yöntemleri geliştirmek mümkün olabilirdi.”

”Ve lütfen bu kez tımarhaneden çıkmak için doktorunu ruh hastası olmadığına ikna etmek zorundaki bir insanın hassasiyetiyle anlatın her şeyi.”

”Yirmi beş yıllık öğretim üyesi Profesör Olcayto Fişek sınıfa girdiğinde, mesleğe ilk başladığı günkü inançlarının hiç değişmediğini fark etti: Öğrencilerinin hepsi gerizekalıydı.”

”Çünkü duygularımızı canlı kılmanın yegane yolu devinimdir. Durağanlık dimağ gücü verirken insanı hissizleştirir.”

”Bütün orta sınıf çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin son dakikasının nasıl geldiğini anlamayacaklardı bile. Sistemin zaferi.”

“O masalın sonunu eksik biliyorsun. Aynanın kırıkları gözüne kaçan insanlar ağlayarak kendilerini kurtarabilirler. Gözyaşlarıyla birlikte aynanın kırıkları da akıp gider çünkü. Ama o kırıklar bazılarının yüreklerine saplanmıştır. Böyleleri ne kadar gözyaşı dökerse döksün bir işe yaramaz.”

”İkimiz zorlukla sığıştık küçücük paspasın üstüne. Kıçlarımız birbirine değiyordu. Bunu pek heyecan verici bulamıyordum nedense. Tersine canım sıkılmıştı. Alev Abla’nın da bir kıçı olduğunu fark etmek hayal kırıklığına mı uğratmıştı beni acaba?”

”Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.”

“Müziği hissetmelisin,” dedi ritme uygun biçimde koluyla havada kocaman bir sekiz işareti çizerek. “O haykırarak acıyı dile getiriyor.” ”Gerçek acı sessizdir,” dedim. ”Bir huzur evi gibi.”

”Eğitim şeyi ne zannediyorsun ki? Okulda insanın asıl öğrenmesi istenen, anlatılan dersler değil ders anlatılırken susması gerektiğidir. Erzurum’da da bu işin kralının yapılacağından emindim.”

”Bu ve benzeri konularda düşünmek için derhal biramı yenilemem gerekiyordu.”

”Kendinizle yüzleşmekten kaçıp aşağılık arzularınıza budala erkekleri alet ediyorsunuz. İstediğiniz olunca pişmanlık, olmayınca da histeri krizleri geçiyorsunuz.”

Rahat bıraksanıza lan adamı.” diye bağırdım. Kansız celal bana şöyle bir bakıp, ”Sana ne lan. Avukatı mısın?” diye cırladı. ”Doğru bildiğim şeyi söylemek için kimseden para almam gerekmez.”

”Sevenler birbirlerine yara izlerini gösterirler. İlk önce bunu yaparlar.. Sana ruhumu açmadan önce bil ki incinebilirim demek için.. Çünkü en çok sevdiklerin yaralar seni.”

”İki insanı, bir üçüncüyü ezmek kadar birbirine yaklaştıran bir şey var mıdır şu dünyada?”

”Dünyada yaşayan bütün insanlar itici, hatta kötü değil miydi? Varlığımızı sürdürebilmek için kötü olmak zorundaydık. Zamanında iyi insanlar var idiyse bile artık yeryüzünde onların genlerinden eser kalmamıştı.”

“Ben ilişkilerime karşımdakine tam bir güven duyarak başlamayı tercih ederim. Karşımdaki güvenilmez biri olduğunu gösterene kadar da böyle devam ederim. Her seferinde hayal kırıklığına uğramışsam da ahlâken bunun böyle olması gerektiğine inanıyorum.”

”İnşaat halinde bir bina düşün ve ben de kendimi onun çatısından aşağı atarak intihar etmeye karar vermiş olayım. Eğer merdivenlerin parmaklıkları henüz inşa edilmemişse, inan bana, basamakları apartman boşluğu tarafından değil, duvar tarafından tırmanırım. Hiç kimse ölene kadar ölüme hazı değildir.”



”Adalet denen şey bir yalandan ibaretti. İnsanlar suç işledikleri için değil suç işlenmemesi gerektiği için cezalandırılıyordu. Sistem gaddarca bir caydırıcılık üstüne kurulmuştu.”

”Kendilerini hep dışarıda bıraktıklarıyla tanımlayan insanlar böyledir. Bir tür uyuşturucu, alttan alta hep var olan sessizliği işitmelerini önleyen bir tür gürültüdür kahkaha onlar için. Gülmek, hayatla yüzleşmekten korur onları.”

”Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışarıdaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.”

”Yağsın, bir daha yıkarız,” dedi bakkal ermişçe. O zaman anladım ki, böyle bir olasılık onu endişelendirmek şöyle dursun, mutlu ediyordu. O doğuştan araba yıkayıcısıydı. Ne var ki hayat onu bakkallığa mahkum etmişti; pek çok müthiş kabzımalı milletvekiliğine mahkum ettiği gibi. Sistem yetenekleri heba ediyordu.”

”Ben ilişkilerime karşımdakine tam bir güven duyarak başlamayı tercih ederim. Karşımdaki güvenilmez biri olduğunu gösterene kadar da böyle devam ederim. Her seferinde hayal kırıklığına uğramışsam da ahlâken bunun böyle olması gerektiğine inanıyorum.”

CEVAP BIRAKIN

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.